NUMARALI
HADİS-İ ŞERİF:
29 - (535) حدثنا
قتيبة بن سعيد
وأبو كامل
الجحدري (واللفظ
لقتيبة) قالا:
حدثنا أبو
عوانة عن أبي
يعفور، عن
مصعب ابن سعد.
قال:
صليت
إلى جنب أبي.
قال وجعلت يدي
بين ركبتي. فقال
لي أبي: اضرب
بكفيك على
ركبتيك. قال
ثم فعلت ذلك
مرة أخرى.
فضرب يدي
وقال: إنا
نهينا عن هذا.
وأمرنا أن نضرب
بالأكف على
الركب.
{29}
Bize Kuteybetü'bnü Saîd
ile Ebu Kâmil El-Cahderî rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. Dedilerki: Bize
Ebu Avâne, Ebu Ya'fûr'dan, o da Mus'ab b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Şöyle
demiş:
Babamın yanı başında
namaza durdum (rükû'da) ellerimi dizlerimin arasına koydum. Bunun üzerine babam
bana: Avuçlarını dizkapaklarının üzerine koy, dedi. Sonra başka bir defa ben
bunu yine yaptım. Bu sefer babam ellerime vurdu ve:
«Biz bundan nehy
olunduk. Ye elleri dizlerin üzerine koymaya me'mûr olduk.» dedi.
(535) حدثنا
خلف بن هشام.
حدثنا أبو
الأحوص. ح قال
وحدثنا ابن
أبي عمر.
حدثنا سفيان.
كلاهما عن أبي
يعفور، بهذا
الإسناد. إلى
قوله: فنهينا
عنه. ولم
يذكرا ما بعده.
{….}
Bize Halef b. Hişâm
rivayet etti. (Dediki): Bize Ebul-Ahvas rivayet etti. H.
Bize ibni Ebî Ömer de
rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bunların ikisi de Ebu
Ya'fûr'dan bu isnâdla
«Biz bundan nehy olunduk»
cümlesine kadar rivayet etmiş. Sonrasını söylememişlerdir.
30 - (535) حدثنا
أبو بكر بن
أبي شيبة.
حدثنا وكيع عن
إسماعيل بن
أبي خالد، عن
الزبير بن
عدي، عن مصعب بن
سعد؛ قال:
ركعت
فقلت بيدي
هكذا (يعني
طبق بهما
ووضعهما بين
فخذيه) فقال
أبي: قد كنا
نفعل هذا. ثم
أمرنا بالركب.
{….}
Bize Ebu Bekir b. Ebî
Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', İsmâİI b. Ebî Hâlid'den, o da Zübeyr
b. Adiy'den, o da Mus'ab b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Mus'ab şöyle demiş:
Rükû' ettim de ellerimi
şöyle yaptım. (Yâni avuçlarını birbiri üzerine kapayarak uyluklarının arasına
koymuş). Bunun üzerine babam: Evvelce biz bunu yapardık, ama sonradan
ellerimizi diz kapaklarımızın üzerine koymaya me'mûr olduk; dedi.
31 - (535) حدثني
الحكم بن
موسى. حدثنا
عيسى بن يونس.
حدثنا
إسماعيل بن
أبي خالد عن
الزبير بن
عدي، عن مصعب
بن سعد بن أبي
وقاص؛ قال:
صليت
إلى جنب أبي.
فلما ركعت
شبكت أصابعي
وجعلتهما بين
ركبتي. فضرب
يدي. فلما صلى
قال: قد كنا نفعل
هذا. ثم أمرنا
أن نرفع إلى
الركب.
{31}
Bana Hakem b. Mûsâ
rivayet etti. (Dediki): Bize Isa b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail
b. Ebî Hâlid, Zübeyr b. Adiy'den, o da Mus'ab b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'dan naklen
rivayet etti. Mus'ab şöyle demiş:
Babamın yanıyaşında
namaz kıldım. Rükû'a vardığımda (iki elimin) parmaklarını bribirlerine
geçirerek ellerimi dizlerimin arasına koydum. Bunun üzerine babam ellerime
vurdu. Namazdan sonra: «Evvelce biz bunu yapardık; ama sonradan ellerimizi,
dizlerimize kaldırmağa me'mûr olduk.» dedi.
İzah:
Bu hadîsi Buhari, Ebu
Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve îbni Mâce «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc
etmişlerdir.
Hadîs-i şerîf bütün
rivayetleri ile tatbikin, yâni rükû'da iki elin avuçlarını birbirine kapayarak
dizlerin arasına sıkıştırmanın nesih edildiğine delildir. Gerçi rivayetlerde
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi veSellem) 'in bu bâbda sarih bir emri yokdur.
Fakat sahâbî'nin «Me'mûr olduk, Nehiy edildik» gibi sözleri emir ve nehiyin
kendilerine Allah ve Resûlu tarafından geldiğine hamledilmişdir. Bu gibi
sıygalarla rivayet edilen hadîslerin hükmü ulemâ arasında ihtilaflı ise de
râcih olan kavle göre merfû' hükmündedirler.
Ulemâdan Sevrî, İbni
Sîrin, Hasan-ı Basrî, Ebu Hanîfe, İmam Mâlik, İmam Şafiî ve îmam Ahmed ile bu
mezheplerin ulemâsı bu hadîsle istidlal ederek namaz kılan bir kimsenin rükû'
hâlinde ellerini biribirine kapayıp dizleri arasına sıkıştırmayıp diz
kapaklarının üzerine, adetâ onları tutar gibi koyması ve parmaklarının arasını
açması gerektiğini söylemişlerdir. Onlar bu husûsda babımız hadîslerinden başka
Tahâvî'nin, Ebu Dâvûd'un Tirmizî ve başkalarının rivayet ettikleri hadîslerle
de istidlal ederler. Hattâ İbnü'l-Münzir'in, Abdullah b. Ömer (R.A.)'dan kavî
bir isnâdla rivayet ettiği bir hadîs'e göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
rükû'da tatbiki yalnız bir defa yapmışdır.
İbni Mes'ûd
(Radiyallahu anh) ile İbrahim Nehaî, Alkame, Esved ve Ebî Ubeyde rükû'da
ellerin tatbik yapılacağına kail olmuşlardır. Bâzıları yukarıda da işaret
ettiğimiz vecihle de Hz. İbni Mes'ûd'un tatbik hadîsinin nesih edildiğini
duymadığına kail olmuşlarsa da bu kavil söz götürür. Çünkü İbni Mes'ûd (R.A.)
öteden beri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin hizmetinde
bulunmuş, ayakkabılarını giydirmiş çıkarmış, vefatına kadar ondan
ayrılmamışdır. Binaenaleyh Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in
sonraları rükû'da ellerini dizlerinin üzerine koyduğunu onun duymaması
ihtimalden uzakdır. Abdürrezzâk'ın Âlkame ile Esved'den rivayet ettiği bir
hadîsde:
«Biz Abdullah b. Mes'ûd
ile namaz kıldık, rükû'da ellerini birbiri üzerine kapayarak dizleri arasına
aldı. Sonra Ömer'e tesadüf ederek onunla da namaz kıldık ve ellerimizi birbiri
üzerine kapayarak dizlerimizin arasına sıkıştırdık. Ömer (Radiyallahû anh)
namazdan çıkınca: Bu vaktiyle bizim yaptığımız bîr işdi sonra terk olundu;
dedi; namazı yeniden kılmamızı emretmedi.» denilmekledir. Bu rivayete göre yâ
tatbikin nehiy buyurulması kerâhat-ı tenzihiyye içindir yahut namaz kılan
muhayyerdir. Nitekim İbni Ebî Şeybe 'nin «Musannef» inde bu hususa dâir Hz. Alî
(Radiyallahû anh) 'dan rivayet vardır. Ma'mâfih bâzı rivayetlerde Hz. Âişe'ye
tatbikin niçin bırakıldığı sorulduğu; cevaben: «Bu nu yahudiler yaptığı için
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan nehiy olundu. dediği bildirilmişdir.
Yine bu gibi rivayetlerden anlaşılıyor ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) bir mes'ele hakkında kendisine vahy gelmediği zaman o mes'eleyi Ehl-i
Kitab'ın dinlerine göre halletmeyi tercih buyururmuş. Sonraları, Ehl-i Kitâb'a
muhalefet etmesi emir buyurulmuş. Bundan anlaşılıyor ki tatbiki terk etmek
tahyîrden yine de evlâdır.